MENU
Arkeoloji Terim Sözlüğü

Arkeoloji Terim Sözlüğü

  • ABAKUS: Sütun başlığının en üst bölümünde yer alan düz tabla biçimli mimari öğe. Üst yapının ağırlığını sütun başlığına dengeli biçimde aktarmaya yarar.
  • ADYTON: Antik tapınaklarda yalnızca rahipler ya da özel yetkiye sahip kişiler tarafından girilebilen en kutsal iç bölüm. Genellikle kült heykeli, kutsal eşya ya da tanrısal kabul edilen objeler burada korunurdu.
  • AGORA: Antik Yunan kentlerinde ticaret, siyaset, sosyal yaşam ve kamusal toplantıların gerçekleştiği açık meydan. Kentin ekonomik ve toplumsal merkezi niteliğindedir.
  • AKANTHUS: Özellikle Korinth ve Kompozit sütun başlıklarında kullanılan yaprak bezemesi. Akantus bitkisinden esinlenmiş olup klasik mimaride zenginlik ve zarafet etkisi yaratır.
  • AKROPOL: Antik kentlerde genellikle yüksek bir tepe üzerinde yer alan savunmalı alan. Tapınaklar, kutsal yapılar ve yönetimle ilişkili önemli yapılar çoğunlukla burada bulunurdu.
  • AKROTER: Tapınak alınlıklarının tepe noktasında ve yan köşelerinde yer alan heykel ya da süsleme unsuru. Taş, mermer veya pişmiş topraktan yapılabilir.
  • ALINLIK: Semerdam çatının kısa cephelerinde oluşan üçgen mimari yüzey. Tapınaklarda mitolojik sahneler, tanrı figürleri ya da bezemelerle süslenebilir.
  • AMPHİPROSTYLOS: Hem ön hem de arka cephesinde sütunlu sundurma bulunan tapınak tipi. Yan cephelerde sütun sırası bulunmaz.
  • AMPHORA: Antik dönemde şarap, zeytinyağı, tahıl ve benzeri ürünlerin taşınması veya depolanması için kullanılan iki kulplu kap. Ticaret yolları ve üretim merkezleri hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir.
  • ANADOLU İON KAİDESİ: Anadolu’daki İon mimarisinde görülen sütun altlığı tipi. Genellikle plinthos, spira ve torus bölümlerinden oluşur.
  • ANTA: Hellen tapınaklarında cella duvarlarının ön cephede dışa doğru uzanan yan uçları. Antalar arasında yer alan sütunlarla birlikte pronaos bölümünü oluşturabilir.
  • ANTEFİX: Çatı kiremitlerinin uçlarını kapatan süslemeli mimari unsur. Hem dekoratif hem de işlevsel bir öğedir, yağmur suyunun yapı cephesine zarar vermesini önlemeye yardımcı olur.
  • APODYTERİUM: Antik hamamlarda soyunma odası olarak kullanılan bölüm. Roma hamam mimarisinin temel mekânlarından biridir.
  • APSİS: Yarım daire veya çokgen planlı çıkıntılı bölüm. Özellikle Roma bazilikaları ve Hıristiyan kiliselerinde kutsal mekânın odak noktası olarak kullanılmıştır.
  • AQUADÜKT: Su kaynaklarından kentlere su taşımak amacıyla inşa edilen kemerli su yolu. Roma mühendisliğinin en belirgin örneklerinden biridir.
  • ARCHİTRAV: Sütun başlıkları üzerinde yatay olarak uzanan ana taşıyıcı bölüm. Entablatürün en alt parçasıdır ve baştaban olarak da adlandırılır.
  • ARKEOBOTANİK: Arkeolojik kazılarda bulunan tohum, odun, polen ve bitki kalıntılarını inceleyen bilim dalı. Eski toplumların beslenme, tarım ve çevre koşullarını anlamaya yardımcı olur.
  • ARKEOLOJİ: İnsanlık geçmişini maddi kültür kalıntıları üzerinden inceleyen bilim dalı. Yapılar, mezarlar, seramikler, yazıtlar, aletler ve günlük kullanım eşyaları temel araştırma malzemeleridir.
  • ARKEOMETRİ: Arkeolojik buluntuların bilimsel yöntemlerle analiz edilmesini sağlayan disiplin. Karbon 14, termolüminesans, malzeme analizi ve izotop çalışmaları bu alanın başlıca yöntemleridir.
  • ASKLEPİEİON: Antik dünyada sağlık ve şifa tanrısı Asklepios’a adanmış kutsal tedavi merkezi. Hastalar burada dinsel ritüeller, dinlenme ve çeşitli tedavi uygulamalarıyla iyileştirilmeye çalışılırdı.
  • ASTRAGAL: İnci dizisi gibi küçük yuvarlak bezemelerle süslenen ince, yuvarlak profilli silme. Sütun başlıkları ve mimari yüzeylerde geçiş öğesi olarak kullanılır.
  • ATRİUM: Roma evlerinde ortası açık, çevresi kapalı avlu. Yağmur suyunu toplama, ışık alma ve ev içi sosyal yaşamı düzenleme işlevi görürdü.
  • ATTİKA: Kornişin üzerinde yer alan yatay duvar şeridi. Anıtsal yapılarda yazıt, kabartma ya da bezeme alanı olarak kullanılabilir.
  • ATTİKA İON KAİDESİ: Plinthos üzerinde torus, scotia ve yeniden torus bölümlerinden oluşan sütun altlığı. Klasik mimaride İon düzeninin önemli kaide tiplerinden biridir.
  • BALNEUM: Roma döneminde özel ya da küçük ölçekli hamam yapısı. Büyük kamusal hamamlar için genellikle thermae terimi kullanılır.
  • BAŞLIK: Sütun gövdesinin üzerinde yer alan ve üst yapıyı taşıyan mimari parça. Dor, İon, Korinth ve Kompozit gibi farklı düzenlere göre biçimlenir.
  • BAZİLİKA: Roma döneminde adli, ticari ve kamusal işlevli uzun planlı yapı. Hıristiyanlık döneminde orta nef ve yan neflerden oluşan kilise planına dönüşmüştür.
  • BEMA: Kiliselerde din görevlilerinin bulunduğu yükseltilmiş kutsal alan. Bizans mimarisinde apsis önünde yer alır.
  • BOULEUTERİON: Antik Yunan kentlerinde kent meclisinin toplandığı yapı. Siyasal kararların alındığı kapalı toplantı mekânıdır.
  • CAVEA: Antik tiyatro ve amphitheatrumlarda izleyicilerin oturduğu basamaklı bölüm. Sosyal sınıflara göre farklı oturma düzenleri bulunabilir.
  • CELLA: Hellen tapınaklarında tanrı ya da tanrıçanın kült heykelinin bulunduğu ana kutsal oda. Naos ile eş anlamlıdır.
  • COLUMNA CAELATA: Yüzeyi kabartma figürler veya bezemelerle işlenmiş sütun. Özellikle anıtsal yapılarda dekoratif etkiyi artırmak için kullanılır.
  • ÇÖRTEN: Çatıdaki yağmur suyunu yapıdan uzaklaştırmak için kullanılan oluk ağzı. Antik yapılarda çoğunlukla aslan başı biçiminde yapılmıştır.
  • DECUMANUS: Roma kent planında doğu batı doğrultusunda uzanan ana cadde. Kuzey güney doğrultulu cardo ile kesişerek kent merkezini oluşturur.
  • DENDROKRONOLOJİ: Ahşap kalıntılardaki yıllık büyüme halkalarını inceleyerek tarihlendirme yapan bilimsel yöntem. Özellikle ahşap mimari ve gemi kalıntılarında kullanılır.
  • DİAZOMA: Antik tiyatrolarda oturma sıralarını yatay olarak bölen geçit. Seyirci dolaşımını kolaylaştırır.
  • DİPTEROS: Tapınak cellasının çevresinde iki sıra sütun bulunan tapınak tipi. Büyük ve anıtsal tapınaklarda tercih edilmiştir.
  • DİŞ SIRASI: Saçak altında görülen küçük dikdörtgen çıkıntılardan oluşan bezeme dizisi. Dentil olarak da bilinir.
  • DOLİUM: Büyük hacimli depolama kabı. Roma döneminde tahıl, zeytinyağı, şarap ve benzeri ürünlerin saklanmasında kullanılmıştır.
  • DOR DÜZENİ: Klasik mimarinin en sade ve güçlü görünümlü sütun düzenidir. Kaidesiz sütun, yivli gövde, sade başlık, triglif ve metoplu friz temel özellikleridir.
  • DROMOS: Mezar odasına ulaşan koridor ya da giriş yolu. Özellikle tümülüs ve oda mezarlarda görülür.
  • EKHİNUS: Sütun başlığında abakusun altında yer alan dışbükey yastık biçimli bölüm. Dor başlığında belirgin şekilde görülür.
  • EKKLESİASTERİON: Antik Yunan kentlerinde halk meclisinin toplandığı büyük yapı. Kent yönetimine katılımın fiziksel mekânıdır.
  • ENTABLATURE: Sütunlar üzerinde yer alan yatay üst yapı sistemi. Architrav, friz ve korniş bölümlerinden oluşur.
  • EPİGRAFİ: Yazıtları inceleyen bilim dalı. Taş, metal, seramik veya diğer yüzeyler üzerine yazılmış metinlerden tarihsel, siyasal ve kültürel bilgiler elde edilir.
  • EPİSTYL: Architravın Yunanca karşılığı. Sütunların hemen üzerinde yer alan baştaban bölümüdür.
  • EROSYON TABAKASI: Doğal aşınma, yağmur, rüzgâr veya akıntı sonucunda oluşan toprak ya da birikim tabakası. Kazılarda kültür tabakalarından ayrılması önemlidir.
  • EUSTYL: Sütun aralıklarının yaklaşık 2¼ alt sütun çapı kadar olduğu dengeli sütun dizilişi. Antik mimari kuramında ideal oranlardan biri kabul edilir.
  • EXEDRA: Yarım daire ya da dikdörtgen biçimli oturma veya sergileme nişi. Heykel grupları, anıtlar ve kamusal alanlarda kullanılmıştır.
  • FASCİA: İon ve Korinth düzenlerinde architrav üzerinde yatay şeritler halinde düzenlenen kademeli yüzeyler. Cepheye derinlik ve hareket kazandırır.
  • FORUM: Roma kentlerinde ticaret, yönetim, yargı ve dini yapıların çevresinde toplandığı kamusal meydan. Yunan agorasının Roma dünyasındaki karşılığıdır.
  • FRİGİDARYUM: Roma hamamlarında soğuk su banyosunun yapıldığı bölüm. Tepidarium ve caldarium ile birlikte hamam dolaşımının bir parçasıdır.
  • FRİZ: Architrav ile korniş arasında yer alan yatay mimari bölüm. Dor düzeninde triglif ve metoplara ayrılır, İon ve Korinth düzenlerinde çoğu zaman kesintisiz kabartmalı olabilir.
  • GEİSON: Kornişin Yunanca karşılığı. Üst yapının dışa taşan, cepheyi tamamlayan yatay mimari bölümüdür.
  • GEÇ ANTİK ÇAĞ: Roma İmparatorluğu’nun geç döneminden Erken Bizans dönemine uzanan tarihsel süreç. Kent dokusu, dini mimari ve sosyal yapıda büyük dönüşümler görülür.
  • GYMNASİON: Antik Yunan kentlerinde spor, eğitim ve felsefi etkinliklerin yapıldığı yapı kompleksi. Genç erkeklerin fiziksel ve zihinsel eğitiminde önemli rol oynamıştır.
  • HABİTAT: İnsanların ya da canlı topluluklarının yaşadığı doğal veya yapılı çevre. Arkeolojide yerleşim alanlarının çevresel koşullarını açıklamak için kullanılır.
  • HEROON: Kahramanlaştırılmış ya da yarı tanrılaştırılmış kişiler adına yapılan anıt mezar veya kutsal yapı. Kent kimliği ve yerel kültler açısından önemlidir.
  • HİERON: Tanrı ya da tanrıçalara adanmış kutsal alan veya tapınak. İçinde sunak, tapınak, adak alanı ve tören yolları bulunabilir.
  • HİPODROM: At ve araba yarışlarının yapıldığı uzun planlı yarış alanı. Roma ve Bizans kent yaşamında önemli kamusal gösteri mekânıdır.
  • HYPODROME: Hipodromun Batı dillerindeki karşılığıdır. Özellikle Roma ve Bizans yarış alanları için kullanılır.
  • HYPOSTYL: Çok sayıda sütunla taşınan geniş kapalı mekân. Mısır ve Yakın Doğu mimarisinde anıtsal örnekleri bulunur.
  • İKONOGRAFİ: Sanat eserlerinde kullanılan figür, sembol ve sahnelerin anlamını inceleyen alan. Arkeolojide tanrı, kahraman, mitolojik sahne ve sembollerin yorumlanmasında kullanılır.
  • İNCİ DİZİSİ: Yan yana dizilmiş küçük yuvarlak ve oval kabartmalardan oluşan bezeme motifi. Genellikle astragal üzerinde görülür.
  • İON DÜZENİ: Volütlü başlığı, kaideli sütunu ve zarif oranlarıyla tanınan klasik mimari düzen. Anadolu ve Ege mimarisinde yaygın olarak kullanılmıştır.
  • İON KYMATİONU: Yumurta ve ok dizisi olarak da bilinen bezeme motifi. İon mimarisinde başlık, korniş ve silmelerde sıkça görülür.
  • İSODOMİK DUVAR: Taş blokların eşit yükseklikte yatay sıralar halinde düzenli biçimde örüldüğü duvar tekniği. Düzgün işçilik gösterir.
  • KANALİS: İon başlığında iki volüt arasında uzanan içbükey bölüm. Başlığın yatay bağlantı alanını oluşturur.
  • KARYATİD: Sütun ya da taşıyıcı mimari öğe işlevi gören kadın heykeli. Hem taşıyıcı hem de heykelsi bir mimari unsur olarak kullanılır.
  • KAZI KARELAJI: Kazı alanının ölçüm ve kayıt amacıyla karelere bölünmesi yöntemi. Buluntuların konumunu sistematik olarak belgelemeye yarar.
  • KAZI TABAKASI: Bir yerleşimde zaman içinde oluşmuş kültürel veya doğal birikim katmanı. Tabakalar, yerleşimin kronolojisini anlamada temel veridir.
  • KİLİSE NEFİ: Bazilikal planlı kiliselerde uzunlamasına uzanan ana iç mekân bölümü. Orta nef genellikle yan neflerden daha geniş ve yüksektir.
  • KLINE: Antik dünyada yemek, dinlenme veya mezar sahnelerinde kullanılan yatak biçimli mobilya. Lahit ve mezar kabartmalarında sıkça betimlenir.
  • KOLONAD: Sütun sırası tarafından taşınan üstü örtülü uzun mekân veya geçit. Stoa, portiko ve peristyl düzenlerinde görülür.
  • KOMPOZİT BAŞLIK: İon volütleri ile Korinth akantus yapraklarını birleştiren sütun başlığı. Roma mimarisinde yaygınlaşmıştır.
  • KONSOL: Duvardan dışa taşarak üstteki mimari öğeyi taşıyan çıkıntılı destek. Balkon, saçak, korniş veya heykel kaidelerinde kullanılabilir.
  • KORİNTH DÜZENİ: Akantus yapraklı başlığıyla tanınan zengin bezemeli klasik mimari düzen. Özellikle Helenistik ve Roma dönemlerinde yaygınlaşmıştır.
  • KORNİŞ: Entablatürün en üst bölümünde yer alan dışa taşkın yatay unsur. Yapıyı yağmur suyundan korur ve cephe kompozisyonunu tamamlar.
  • KREPİDOMA: Hellen tapınaklarının üzerinde yükseldiği basamaklı platform. En üst basamağı stylobat, alt basamakları stereobat olarak adlandırılır.
  • KRYPTA: Yer altında bulunan koridor, mezar bölümü veya saklı mekân. Erken Hıristiyan ve Bizans yapılarında kutsal emanetlerle ilişkili olabilir.
  • KÜLT HEYKELİ: Tapınakta tanrı veya tanrıçayı temsil eden kutsal heykel. Genellikle cella içinde yer alır ve dini ritüellerin merkezindedir.
  • KYKLOP DUVAR: Çok büyük ve düzensiz taş bloklarla örülmüş duvar tipi. Taşların büyüklüğü nedeniyle antik kaynaklarda devlerle ilişkilendirilmiştir.
  • KYMA RECTA: Üstte içbükey, altta dışbükey profilli klasik silme tipi. Korniş ve bezeme düzenlerinde kullanılır.
  • KYMA REVERSA: Üstte dışbükey, altta içbükey profilli silme. Lesbos kyması olarak da bilinir ve çoğunlukla yaprak motifleriyle süslenir.
  • LAHİT: Ölünün yerleştirildiği sanduka biçimli mezar. Taş, mermer, pişmiş toprak veya ahşaptan yapılabilir ve yüzeyinde kabartma ya da yazıt bulunabilir.
  • LEBES: Antik dönemde geniş gövdeli, yuvarlak tabanlı kap tipi. Dini törenlerde, günlük kullanımda veya mezar hediyesi olarak karşımıza çıkabilir.
  • LESBOS KYMASI: Kyma reversa türünün bezemeli biçimi. Kalp biçimli yaprak motifleriyle tanınır.
  • LİMEN: Antik kentlerde liman alanı. Ticaret, ulaşım, askeri hareketlilik ve kent ekonomisi açısından stratejik öneme sahiptir.
  • MEGARON: Ön odası ve arkasında ocaklı ana salonu bulunan dar ve uzun planlı yapı tipi. Ege ve Anadolu mimarisinde erken dönem konut ve saray yapılarıyla ilişkilidir.
  • METOP: Dor frizinde triglifler arasında yer alan kare veya dikdörtgen levha. Kabartmalı, boyalı ya da düz olabilir.
  • MİL TAŞI: Roma yollarında mesafeyi göstermek için dikilen yazıtlı taş. Yol ağı, imparatorluk yönetimi ve güzergâhlar hakkında bilgi verir.
  • MOZAİK: Küçük taş, cam, seramik veya renkli parçaların bir araya getirilmesiyle oluşturulan zemin ya da duvar süslemesi. Geometrik, bitkisel, figürlü veya mitolojik sahneler içerebilir.
  • NAOS: Tapınağın ana kutsal odası. Tanrının kült heykeli burada bulunur ve cella ile aynı anlamda kullanılır.
  • NARTHEX: Erken Hıristiyan ve Bizans kiliselerinde ana ibadet mekânından önce yer alan giriş holü. Cemaatin hazırlık ve geçiş mekânıdır.
  • NEF: Kiliselerde sütun veya payelerle ayrılan uzunlamasına iç mekân bölümü. Orta nef ve yan nefler olarak düzenlenebilir.
  • NİŞ: Duvar içinde bırakılmış oyuk veya girinti. Heykel, kandil, mezar ya da dini objelerin yerleştirilmesi için kullanılabilir.
  • NUMİSMATİK: Sikke ve madalyonları inceleyen bilim dalı. Ekonomi, ticaret, siyasi propaganda ve kronoloji açısından arkeolojiye önemli veriler sağlar.
  • ODEİON: Müzik, şiir, söylev ve küçük ölçekli gösteriler için kullanılan tiyatro biçimli yapı. Genellikle tiyatrolardan daha küçük ve üstü kapalıdır.
  • OPİSTHODOMOS: Hellen tapınaklarında cellanın arkasında yer alan oda. Bazı tapınaklarda hazine ya da adak eşyalarının saklandığı bölüm olarak kullanılmıştır.
  • OPUS CAEMENTICIUM: Roma beton tekniği. Kireç harcı, taş parçaları ve çeşitli dolgu malzemeleriyle güçlü duvar ve tonoz sistemleri oluşturulmuştur.
  • OPUS SECTILE: Renkli taş veya mermer levhaların kesilerek geometrik ya da figürlü kompozisyonlar oluşturduğu zemin ve duvar süsleme tekniği.
  • ORKHESTRA: Antik tiyatrolarda koro ve oyuncuların yer aldığı dairesel veya yarım dairesel alan. Tiyatronun sahne ve izleyici bölümü arasında konumlanır.
  • ORTHOSTAT: Duvarların alt sıralarında kullanılan büyük ve dik yerleştirilmiş taş blok. Anıtsal yapılarda hem taşıyıcı hem de dekoratif olabilir.
  • OSTOTHEK: Yakılmış ölünün kemiklerinin konulduğu küçük sanduka biçimli mezar kabı. Özellikle kremasyon geleneğiyle ilişkilidir.
  • PALAESTRA: Güreş, beden eğitimi ve spor çalışmalarının yapıldığı alan. Çoğu zaman gymnasion yapısının bir parçasıdır.
  • PARADOS: Antik tiyatrolarda sahne binası ile oturma alanı arasında bulunan yan giriş geçidi. Oyuncular, koro ve seyirciler tarafından kullanılabilir.
  • PAYE: Duvar ya da üst yapıyı taşıyan dikey mimari destek. Sütundan farklı olarak çoğu zaman kare, dikdörtgen veya çokgen kesitlidir.
  • PERİBOLOS: Kutsal alan, mezar veya tapınak çevresini sınırlayan duvar. Alanın kutsal ya da özel statüsünü belirginleştirir.
  • PERİPTEROS: Naosu tek sıra sütun dizisiyle çevrili tapınak tipi. Klasik Yunan tapınak mimarisinin en yaygın planlarından biridir.
  • PERİSTATİS: Tapınağın çevresindeki sütun dizisi veya sütunlarla çevrili dolaşım alanı. Tapınağın dış görünümünü ve ritüel dolaşımını şekillendirir.
  • PERİSTYL: Dört tarafı sütunlarla çevrili avlu. Roma konutlarında, saraylarda ve kamusal yapılarda sıkça kullanılmıştır.
  • PİTHOS: Büyük depolama küpü. Tahıl, zeytinyağı, şarap ve su saklamada kullanılmış, bazen mezar kabı olarak da değerlendirilmiştir.
  • PLİNTHOS: Sütun kaidesinin en altında yer alan kare ya da dikdörtgen blok. Sütunun zemine dengeli oturmasını sağlar.
  • PODYUM: Tapınak, sütun, heykel veya lahitlerin üzerine yerleştirildiği yükseltilmiş kaide. Roma tapınaklarında anıtsal etkiyi artırır.
  • POLYGONAL DUVAR: Farklı biçimlerde kesilmiş çokgen taş bloklarla örülen duvar tekniği. Taşlar birbirine harçsız veya az harçla uyumlu biçimde oturtulur.
  • PORTİKO: Bir yapının önünde yer alan sütunlu ve üstü örtülü giriş bölümü. Hem korunaklı geçiş alanı hem de görsel cephe unsuru olarak işlev görür.
  • PRONAOS: Tapınağın cella bölümünden önce gelen giriş mekânı. Antalar ve sütunlarla sınırlandırılabilir.
  • PROPYLON: Kutsal alan, tapınak kompleksi veya anıtsal yapı grubuna girişi sağlayan kapı yapısı. Çoğunlukla törensel ve simgesel bir işleve sahiptir.
  • PROSKENİON: Antik tiyatroda sahne binasının önünde bulunan yükseltilmiş oyuncu platformu. Helenistik ve Roma tiyatrosunda sahne düzeninin önemli parçasıdır.
  • PROSTYLOS: Yalnızca ön cephesinde sütunlu sundurması bulunan tapınak planı. Daha küçük ölçekli tapınaklarda sıkça görülür.
  • PTERON: Tapınağın cella duvarı ile dış sütun sırası arasında kalan dolaşım alanı. Tapınağın çevresinde ritüel hareketi mümkün kılar.
  • RHYTON: Genellikle hayvan başı veya boynuz biçiminde yapılan sıvı sunu kabı. Dini törenlerde, içki kültüründe ve mezar hediyesi olarak kullanılmıştır.
  • ROTONDA: Yuvarlak planlı anıtsal yapı. Tapınak, mezar, vaftizhane veya anıt işlevi görebilir.
  • SCOTİA: Sütun kaidelerinde kullanılan içbükey profil. Torus gibi dışbükey profillerle birlikte kaideye ritmik görünüm kazandırır.
  • SİKKE: Metal para. Üzerindeki yazı, portre ve semboller sayesinde tarih, ekonomi, hükümdarlık ve kent kimliği hakkında bilgi verir.
  • SİMA: Çatının kenarında yer alan yağmur suyu oluğu. Çörtenlerle birlikte suyun yapıdan uzaklaştırılmasını sağlar.
  • SKENE: Antik tiyatroda sahne binası. Oyuncuların hazırlanması, dekorun kurulması ve sahne arka planının oluşturulması için kullanılmıştır.
  • STADİON: Antik dönemde koşu yarışları ve atletik karşılaşmalar için kullanılan uzun yarış alanı. Hem spor hem de festival kültürüyle ilişkilidir.
  • STEL: Mezar, adak, sınır veya anı amacıyla dikilen yazıtlı ya da kabartmalı taş levha. Kişisel, dini ve resmi bilgileri içerebilir.
  • STEREOBAT: Krepidomanın stylobat altında kalan basamakları. Tapınak platformunun taşıyıcı alt bölümünü oluşturur.
  • STOA: Önünde sütun dizisi bulunan, üstü örtülü uzun kamusal yapı. Ticaret, yürüyüş, bekleme ve sosyal etkileşim alanı olarak kullanılmıştır.
  • STRATİGRAFİ: Arkeolojik tabakaların oluşum sırasını ve birbirleriyle ilişkisini inceleyen yöntem. Göreli tarihlendirme açısından temel öneme sahiptir.
  • STYLOBAT: Tapınaklarda sütunların doğrudan üzerine oturduğu en üst platform basamağı. Krepidomanın en üst seviyesidir.
  • SUNAK: Tanrılara adak, kurban veya sunu yapmak için kullanılan kutsal mimari öğe. Tapınakların önünde veya kutsal alan içinde yer alabilir.
  • TABERNA: Roma kentlerinde dükkân veya küçük ticari mekân. Genellikle caddeye açılan tek odalı birimler halinde düzenlenmiştir.
  • TEPİDARYUM: Roma hamamlarında ılık sıcaklıktaki geçiş bölümü. Frigidarium ile caldarium arasında vücudu sıcaklığa alıştırma işlevi görür.
  • TEMENOS: Bir veya daha fazla tapınağı içeren, çevresi duvarla sınırlandırılmış kutsal alan. Dini tören, adak ve ibadet faaliyetlerinin merkezidir.
  • TERRAKOTTA: Pişmiş topraktan yapılmış figürin, kap, levha veya mimari süsleme. Ucuz ve kolay biçimlendirilebilir olması nedeniyle yaygın kullanılmıştır.
  • THEATRON: Antik tiyatrolarda izleyicilerin oturduğu basamaklı bölüm. Tiyatronun adını veren temel mekânsal unsurdur.
  • THERMAE: Roma döneminde büyük kamusal hamam kompleksi. Yıkanma dışında spor, sosyalleşme, dinlenme ve kültürel etkinlikler için de kullanılmıştır.
  • THOLOS: Yuvarlak planlı yapı. Tapınak, anıt mezar veya kutsal yapı işlevi görebilir.
  • TONOZ: Kemerin derinlemesine uzatılmasıyla oluşan örtü sistemi. Roma ve Bizans mimarisinde geniş iç mekânların kapatılmasında kullanılmıştır.
  • TORUS: Sütun kaidelerinde kullanılan dışbükey yuvarlak profil. Topuk olarak da adlandırılır.
  • TRİGLİF: Dor frizinde metoplar arasında yer alan üç dikey yivli mimari öğe. Ahşap yapı geleneğinden taş mimariye aktarılmış kabul edilir.
  • TROCHİLOS: Scotia profilinin Yunanca karşılığı. Sütun kaidelerinde içbükey geçiş bölümü olarak kullanılır.
  • TÜMÜLÜS: Mezar odasının üzerini örten yapay toprak veya taş yığma tepe. Genellikle seçkin kişilere ait anıtsal gömü yapılarıdır.
  • TYMPANON: Alınlığın üçgen biçimli iç yüzeyi. Mitolojik kabartmalar, figürlü sahneler veya süslemelerle değerlendirilebilir.
  • VAFTİZHANE: Hıristiyan mimarisinde vaftiz törenlerinin yapıldığı yapı veya özel bölüm. Genellikle merkezi planlı olarak tasarlanmıştır.
  • VESTİBÜL: Bir yapının ana mekânına geçmeden önce yer alan giriş bölümü. Kamusal ve özel yapılarda geçiş mekânı olarak kullanılır.
  • VOLÜT: İon başlıklarında görülen spiral biçimli kıvrım süslemesi. Başlığın en ayırt edici öğelerinden biridir.
  • YAZIT: Taş, metal, seramik veya benzeri yüzeylere kazınmış metin. Tarih, kişi adları, unvanlar, yapı adakları ve resmi kararlar hakkında bilgi verir.
  • YİV: Sütun gövdelerinde dikey olarak uzanan oluk biçimli düzenleme. Sütuna hareket, incelik ve ışık gölge etkisi kazandırır.
  • YUMURTA DİZİSİ: Yumurta ve ok biçimli tekrar eden bezeme motifi. İon kymationu olarak da bilinir ve klasik mimaride sıkça kullanılır.

Comments are closed.